Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Yakaza:
KÜRESEL ISINMA PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Nisan 2008

KÜRESEL ISINMA


Küresel ısınma nedir sizce? Kısa ve öz… Şu kocaman dünya ve üstündeki tüm canlıların yok olması, kurunun yanında yaşın da yanması bu kötü kavramın açıklamasıdır.
Küresel ısınmayı tanımlamak istiyorum. Zehirli gaz, deodorant, baca dumanı ve fabrika atıkları gibi kimyasalların atmosferde sera etkisi yaparak, ozon tabakasını delip, ultraviyole ışınlarının serbest kalmasıdır. Küresel ısınmanın sonucunda güneşten gelen, zararlı ultraviyole ve bunun yanında x ve gama ışınları da serbest kalır. Bu ışınların hepsi suyu buharlaştıracak ve yağmuru engelleyebilecek kadar güçlü bir katman oluşturabilir.
Umarım şimdiye kadar anlattıklarım size sıkıcı gelmemiştir. Çünkü bundan sonra söyleyeceğim şeyleri çoğu kişi yapıyor. “Ben yapmıyorum, genelleme yapma” diyen kişiler olacaktır. Dikkat ediniz “çoğu kişi” dedim. Sıkıcı gelecek çünkü bunları yapanları görüp uyarmayan, ardından vicdan azabı çekmeyen binlerce kişi var.
Ağaç kesmek… Ağaç kesen bir insanın intihar etmekten bir farkı yoktur. Bir insan akciğerlerini niye baltalasın ki. Herhalde karbondioksiti soluyacak organları var.
Boş yere araba kullanmak… Boş yere araba kullananlar. Size söylüyorum:
“Sen araba kullanarak yüksek gelir seviyesine sahip olduğunu mu ispatlıyorsun yoksa ihtiyaç mı karşıladığını sanıyorsun? Sen sadece kendi yaşam alanını kısıtlıyorsun.”
Filtrelendirmemek… Çoğu kişinin filtre almaya gücü yok. Pahalı… Fabrikalar daha ucuz üretseler sadece havayı değil sizi de kurtaracak.
Yere çöp atmak… Bu davranışta olanlara yakıştırılacak birçok kelime var ama biz “kültürsüz” veya “bilinçsiz” diyebiliriz.
Sevgili dünyalılar son olarak diyorum ki ;küresel ısınma evrenseldir, önlem alınmazsa zararı bedenseldir.


Oğulcan Yonga
7-C

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 89 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
AŞK ÖLÜMDEN KORKMAZ PDF Yazdır E-posta
Pazar, 20 Nisan 2008
AŞK ÖLÜMDEN KORKMAZ

Her şey birbirlerini fark etmeleriyle başlamıştı. Sahip oldukları güzelliklerin hiç bu kadar farkında olmamışlardı.Ateş,bir kor gibi alev alev parlaklığı ve ışıltısıyla göze çarpmakta;Su ise duru ve asaletiyle sadeliğini öne çıkarmaktaydı.Fakat bir araya gelmeleri mümkün değildi.Çünkü ateşin başı bağlıydı.
Ateş’in ailesi onun Barut’la evlenmesini istiyordu.Çünkü Barut varlıklı bir ailenin erişilmez oğluydu.Fakat ikisi de görücü usulü olacak bu evliliği istemiyorlardı.Ama ne yazık ki aileleri onları zorla bir beraberliğe sürüklüyorlardı.Bir süre onlar da bıkkınlıklarına yenik düşüp denemeye karar verdiler.Tabi maalesef sürdüremediler.Hiçbir konuda anlaşamıyorlardı.Ne zaman bir ortamda bulunsalar bir kavga çıkarıyor,çevrelerindekileri de rahatsız ediyorlardı.Artık kavgaları dillere destan olmuştu.Herkes onları konuşuyordu.Aileleri de artık haklarında çıkan dedikodulardan bıkmıştı.Konuşulanlar da neydi öyle,Ateş ile Barut hiç mutlu olabilir miymiş?Artık aileleri de olanlardan yıldıkları için ayrılmalarına razı olmuştu. Ne de olsa ”Ateş ile Barut yan yana durmazdı.”
Aradan zaman geçmiş.Barut ortadan kaybolmuştu.Bir gün Ateş ormanda gezerken,kader onları karşılaştırmış.Efsane aşkları o andan itibaren başlamıştı.Gözleri birbirlerinden ayrılmıyordu.Kalpleri gittikçe birbirine bağlanıyordu.
Günler geçmiş…Aşkları gittikçe büyümüş ve sevgileri artmıştı.Fakat ortada bir engel varmış:Küresel IsınmaŞaka şaka…Keşke öyle bir şey olsaydı.Evlilik hayalleri kuran çiftin başına gelebilecek en kötü şeydi bu…Peki neydi bu engel?Daha bulamadınız mı?Çok kolay.Ateş ile Su bir arada olmaz.Onların ki imkansız aşktı.Ne bahtsız kızdı Ateş…
Bir gün yine her zamanki buluşmalarından biriydi.
Göz göze geldikleri bir anda Ateş:
-Neler oluyor bize Su,yine neler oluyor?
Su:
-Ne olduğu mu var?Bizimki imkansız bir hikaye.Tabi ki ayrılacağız.
Ateş:
-Ama ben sensiz yaşayamam ki…Hem düşün ….İnsan yaşamını susuz sürdüremez ,anla beni ben de sensiz sürdüremem ….


Su:
-Şaka yaptım canım.Sen de inandın mı?İçinde bulunduğumuz durum gerçekten de çok zor.Unutma!Ben de sensiz yaşayamam…
Bu konuşmanın ardından iki sevgili,kavuşmak için birbirlerine koşarlar.Sonlarını;sevgileri yüzünden ikisinin de aşklarının ölümle sonlanacağını bilmektedirler.Fakat aşkları bu dünyadaki her şeyin üstündedir!


Aybeniz OĞUZHAN-Buse KORKMAZ
7/B
EDİRNE

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 133 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
ANLATILMAZ YAŞANIR PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 16 Nisan 2008

ANLATILMAZ YAŞANIR


Siz hayatınızı hiç yalnız geçirdiniz mi? Boş bir evde,dört duvar arasında o duyguyla baş başa kaldınız mı?
Çoğunuzun cevabı "hayır"sa,duyamazsınız o zaman yalnızlığın size attığı kahkahaları,göremezsiniz karşınıza oturup sizi süzmesini,dalga geçmesini.Sesini duymamak için,onu görmemek ve boş laflarına kanmamak için ondan kaçıldığını.Sırf ona inat tek başınıza olmadığınızı göstermek için kendi kendinize konuşulduğunu,oyuncaklarla oynandığını...O varken ne yemek yiyebilirsiniz ne bir şeyle meşgul olabilirsiniz.Dengenizi bozar,doğanızı altüst eder.
Yalnızlığın en sevilmeyen yanı da nedir bilir misiniz?Size ailenizle,sevdiklerinizle geçirdiğiniz güzel anları hatırlatır.Bu kötü değil.Ama bu anılardan gerçek dünyaya dönüp de karşınızda yalnızlığı görürseniz, kalbinizde bir acı hissedersiniz.İçiniz burkulur.
Peki neden yalnızlık duygumuz hiç azalmaz,içimizdeki yeri yok olmaz?Çok mu derinlerdedir?Yaptıkları çok mu işlemiştir yüreğimize?Bu kadar yer tutmasının nedeni ona duyduğumuz öfke mi, yoksa bizde bıraktığı derin izler mi?
Sanırım bu kadar soru işaretinin oluşmasının nedeni yalnızlığın anlaşılamaması; kimseyle paylaşılamaması...


Buse KORKMAZ
7-B

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 151 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
YAŞAMIMIZDAKİ GİZLİ MUTLULUK PDF Yazdır E-posta
Pazar, 13 Nisan 2008
YAŞAMIMIZDAKİ GİZLİ MUTLULUK

Mutlu olmak zor değildir aslında. Zor olan mutlu olduğumuzu anlamaktır.
Mutluluk, çevresel etkenlerden çok, büyük çıkarlar ve sevinçler haricinde bireyin kendinde bulundurması gereken bir özelliktir. Aslında herkes bir açıdan mutludur.Fakat insanoğlu uzun zamanlardan beri az ile yetinmeyip daha fazlasını istediği için bu pek çok konuda önyargılı davranmasında sebep olmuştur.
Bireyler kendilerinden mutlu bir insan yaratabilmek için öncelikle; hedefler belirlemeli ve peşlerini bırakmamalı, beklentileri daima hayattan değil kendilerinden de olmalı,elinde olmayanların peşinden koşmaktansa elindekileri görmeli ve değerini bilmeli,sürekli kendini değil ;mutlu olabilmek ve mutlu edebilmek için başkalarını da düşünmeli,parayı her şeyin üstünde tutmamalı ve arada bir coşmasını da bilmelidir.
İnsanların mutluluğa ve mutlu olmaya bakış açısı şu anda her ne kadar değişmişse de “mutluyum” diyebilen insanlara rastlayabiliyoruz. Ama bu insanlar diğerlerinden farklı.Mutluluğu tatmak için hayatın onlara sunacaklarını beklemektense mutluluğun peşinden koşmayı tercih ediyorlar.
Eğer;sabahları erken kalmak beni yorsa da okula sevinçle gidebiliyorsam , gün boyu arkadaşlarımla güzel vakit geçirebiliyorsam , her ne kadar yorucu da olsa dershaneye gitme imkanım varsa, okuma-yazma bilmeyen kitle arasından olmayıp bu satırları düşünerek yazabiliyorsam , sizler bu yazdıklarımı zorluk çekmeden okuyarak rahatlıkla anlayabiliyor ve yorum yapabiliyorsanız,yürüyorsak , koşuyorsak ve en önemlisi yaşıyor ve yaşamaktan zevk alıyorsak “MUTLUYUZ” demektir!




Aybeniz OĞUZHAN
7/B
Edirne

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 195 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
ARANAN SESSİZLİK PDF Yazdır E-posta
Pazar, 13 Nisan 2008

ARANAN SESSİZLİK

Tatile gidiyorduk. Şehirler arası bir yolculuktaydık.Her şey iyi ve güzeldi tabiİ arabamızın lastiği patlayıncaya kadar...
Yolda kalmıştık. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Yoldan geçen arabaları durdurmaya çalışmıştık ama olmadı. Kimse dönüp bakmadı bile. Daha sonra babam Biraz yürüyüp ilerlere bakalım belki birilerini buluruz dedi. Arabamızı orada bırakıp yürümeye başladık. Yürüdük yürüdük. Hepimiz çok yorulmuştuk. Başımız önümüzde kendimizden bezmiş bir şekilde yürümeye devam ediyorduk. Ne kadar yürüdüğümüzü hatırlamıyorum bile. Birden "Bakın!" diye bir ses duydum. Bu annemin sesiydi. Başımı kaldırdım. Bir de ne göreyim? Dağların ardında, ağaçların arasında ve şelalenin yanında güzel bir ev. Hepimiz hayran bakışlarımızla bu güzelliği izliyorduk. Babam içeride birilerinin olabileceğini düşünerek kendini bize siper etti. Daha sonra içeride birilerinin olmadığını görünce içeriye girebileceğimizi söyledi.
Her yer huzur dolu, sessiz, sakin. Duyulan sadece kuş sesleri ve şelalenin şırıltısıydı. Ben ablamla çevreyi gezmek, bu güzelliği yakından görmek istedim. Her yer çok güzeldi. Her şey doğal ve sadeydi. Ağaçlardaki meyveler doğal ve hormonsuzdu. Bunların tadına bakmak istedim. Toplamaya başladım.Meyveleri toplarken akşam yemeğimizin bu meyveler olabileceğini düşündüm. Babam çalı çırpı toplayıp ateş yaktı. Akşam olunca ateşin etrafında meyvelerimizi yerken güneşin mor dağların arasında batarken şelaleye vuran gölgesini izledik. O arada bu güzelliği resmetmek istedim. Şair bile olabilirdim aslında... Uzun bir süre sonra derin sessizliği farkettik. Korna sesleri yoktu.Duyduğumuz tek ses böceklerin bizimle sohbetiydi. Televizyon olmadığı için birbirimizle konuşmaya başladık. Böylece birbirimizi ne kadar az tanıdığımızı farkettik. Sonra annem babama "Düşünsene bir Mehmet, her şeyden, herkesten ve bütün sorunlardan uzakta. Ses yok, gürültü yok, kapkaççısı, yankesicisi yok. Sadece huzur, rahatlık, doğa ve biz varız." dedi. Babam bunları duyunca "Siz kendinizi buraya çok kaptırdınız. Haydi bakalım yatıyoruz. Yarın erkenden yola çıkıyoruz" dedi. Kulübeye girdik. Aniden korkunç bir ses duyduk. Korkuyla sıçradım. Gözlerimi açtığımda kendi yatağımdaydım. Duyduğum ses ise bir fren sesiydi ..
Demek ki gördüğüm güzellikler bir rüyaymış. Gerçek ise bir kabus gibi devam ediyordu.





Buse KORKMAZ
7-B EDİRNE

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 198 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 45