|
Perşembe, 24 Ocak 2008 |
|
Öfkeni dindirmelisin ve çıkmalısın yola. Yol vermez dağlar, aşılmaz öfkeyle. Yumruğunu ne kadar sıksan da önce kalbinde başlamalı yangın. Bu mevsime aldanma, her şey yerli yerinde olsa da, gün gelir; değişir her şey. Yağmur başlar, rüzgâr çıkar ansızın. Güneş çıkar habersizce dağların ardından. Önce, hazırlıklı olmalısın her şeye. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 86 | Yazdır | E-posta |
|
Son Güncelleme ( Salı, 04 Mart 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
Nesiller yutan mefhum, başkahraman; zaman. Hangi dişinle kemirdin alemi de, ki kendini de haraptasın.
Un ufak edenin de gelmektedir; çarkını bozan, diş geçiren dişline, acıtmadan, vampirin kan emişi gibi değil, daha adamca, hisli, seni değerli kılan yine de...
Gelir işte bir ehl-i adem de, sayfanı tarumar eder; görünür endamıyla, "merhaba" der güzel kelamıyla, Mevlana'yla...
"Kör" alem, "gör" olur; azalarım uyanır: Gör gözüm, gör ağzım, gör elim, görelim; taşıyanı ötesine çağın, dost içre çağrısını, çağıltısını, Mevlana'yı...
MUALLİM55
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 67 | Yazdır | E-posta |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Ocak 2008 )
|
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
bak nuyageva, yine seninleyim gecenin üçü bile uykuda karanlıklardan bir şairin iniltileri yayılıyor daha karanlıklara elimden, ağzımdan, burnumdan tuhaf dumanlar helezonlar çiziyor sarhoş muyum tiksindiğim ayyaşlar gibi bilmiyorum ucuz fahişelerin kahkahaları kadar net acının sesi ah nuyageva ne olacak bu halim Ömer Hayyam kadar aşığım memleketime onun gibi davul zurnayla gitmesini de bilirim ölüme bilrim de sen ne olacaksız bensiz sen bilmediğin halde kim sever seni benim kadar gözünden düşen her uaş için kim dünyayı yakar sen derdin ya hep ölüm ne garip diye değil nuyageva, değil garip olan bu kadar hemhal oluşum ölüme! beynim çatlıyor nuyageva her kalp atışım daha çok acıtıyor sağıma aldığım nefretimle çıkıp gideceğim hayatından çıplak ayaklarımla basacağım ölümün soğuk ateşine tutturup bir türkü sözsüz vuracağım kendimi bir o yana bir bu yana sevin artık nuyageva gün senin günün sanma sade ölen benim bütün aşıkların ölüsünü sırtlandım bir daha olmayacak aşıklar sevin nemrutlarla başbaşasın artık yüzüm dünyanda olmayacak ... YİLHAN Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 80 | Yazdır | E-posta |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Ocak 2008 )
|
|
|
KİRLİ LİRİK/ÖZLEMENİN İRLANDASI |
|
|
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
Bana bir lisan ver kalakalayım yol ortasında Tüm dillerde sevgi cümlelerini biliyor çocuklar oysa Sen, dediğimde çınlayan kayalar ve uğuldayan kulaklarım Şaraba yatmış gözlerinde kançanağı bir sancı Tüm salkımları avucunda ezen bir hunhar oysa kelimelerin eli İrlanda diyorsun gece bir yarı Üşüyen ellerini koynuma sokuyorsun Tütün yok, yok bu derdin dermanı Üşüyeceğiz Özledikçe yüzünden ve nefesinden çok bakışını kızların Bir kalp atımı anacımda dur durduğun yerde Bak, İspanya kralın ellerinde sallanıyor Ve inadına sen dişlerini batırıyorsun derime Yok kefareti bu ölümün neden özlüyorum tırnaklarını apansız Bana bir şarkı söyle etimi atayım aç kurtlarına Geliyor gelmekte olan görüyorsun Büyük Biraderin hıncını Akdeniz ısındı sen çırılçıplak yürüyorsun katiline Tere bata çıka atları doğunun bir kervansarayın kasıklarında kayboluyor Bir kadın ölüyor aniden dağların ardında Ben Benazir Butto kadar uzağındayım şimdi senin Tüm sanal selamları toplayıp meleklere veriyorum Şaşıran gözlerine baksam ne çare ey melek! Al Capone elinde silah taramadık yerini bırakmadı çocukluğumun Üzerine bir de müfredatın yönetmelik kokan muallimleri tükürdüler Bir lastik yaktım şimdi Doblin'de, ellerim hala kirli ve çocuk Özledim işte,kralın askerleri sıkıysa mil çeksin kalbime ALİ CENGİZ Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 60 | Yazdır | E-posta |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Ocak 2008 )
|
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
- Serseri sakallı yalnızlıklara vurdum yüzümü beynimde çengelli düşler...- Şairim! ellerim ıslak yıldızlar kopardığında lanetlenmişim batmasın diye gemiler bütün denizleri varillemişim... serviler yalnız estiğinde yollar çamur rengi yalnızmış ateşböcekleri söndüğünde lal dilim toprağa gömülecekmiş... düşümde kardelen çiçekleri derip tek kişilik halaylar çekiyormuşum yalan!!! devşirme hüzünlerde mutabıkız ya acı? bilir misiniz? acı: paçavra duygularımın incinen tortusuymuş... bilir misiniz? valizlenmiş yüreğimi yastık yaparım hüzne adanmış sevdalıklar okşadığında saçlarımı sahi bilir misiniz? gökyüzüne yıldızlar uçururum geçmiş zamanlı öykülerde o ki çoktan yakılmış ölü şairlerin yüreği Nemrut'un düşlerinde. ve yusuf misali yalnızım derinde Bağdat ateşlerde aşklarım risalelerde... MÜSLÜM DANAOĞLU Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 65 | Yazdır | E-posta |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Ocak 2008 )
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 29 |