Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Yakaza: Anasayfa arrow Hikaye arrow KIZ İSTEME TÖRENİ
KIZ İSTEME TÖRENİ PDF Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008
 On yıllık Türkçe öğretmeniydi. Mesleğini iyiden iyiye içine sindirmiş, mesleğindeki yaşam tarzını okul dışında da bilinçdışı olarak uygulamaya başlamıştı. Pikniğe bile gitse program hazırlıyor, uygun fon müziği ve sunumları yanında götürmeyi unutmuyordu.

Zaman bu sırada hızla akıp geçiyor, yavaş yavaş bir erkeğin evlenme yaşının dışında kalmaya başlıyordu. Ailesinden bu konuda uzun yıllar kaçmıştı; ama artık köşeye sıkıştığını hissediyordu. Çaresiz annesinin söylediği, daha doğrusu oğlu için uygun gördüğü kısmetlerden birisini kabul etti.

 Tarih belliydi. Yirmi gün sonra kız istemeye gidilecekti. Asıl iş şimdi başlıyordu onun için. Elinde her türlü tören için hazırlanmış sayfalar dolusu doküman vardı; ama iş kız isteme olunca kitlenip kalıyordu. Bu konu için uygun fon müzikleri, şiirler, sunumlar ve çarpıcı bir program akışına ihtiyacı vardı. Hemen internete girerek Türkçe öğretmenlerinin paylaşım yaptığı sitelerden birini açtı ve “Acil Yardım” başlığı altında çok acele kız isteme töreni program akışına ihtiyacı olduğunu ayrıca konuyla ilgili sunumlar, şiirler ve özlü sözlere gereksinim duyduğunu yazdı.

Aradan bir gün geçti. Okul dönüşü alelacele siteye girdi ama nafile… Açtığı konunun altına hiç kimse cevap yazmamıştı. Yapılması gerekenlerin kendisi tarafından yapılmak zorunda olduğunu anladı ve hiç beklemeden işe koyuldu.

Yemedi, içmedi, çalıştı. Evlilikle ilgili şiirleri derledi. Bu konu da çekilmiş fotoğrafları evlilik sitelerinden indirerek bir sunum hazırladı ve sunumun aralarına evlilik ve yuva kurmayla ilgili özlü sözler yerleştirdi. Son olarak da ayrıntılı bir program akışı hazırladı.

İstemeye bir hafta kala provalara başladı. Aynanın karşısında sürekli çalışıyor, törenin kusursuz olmasını istiyordu. Büyük gün gelip çatmıştı. O sabah annesini arayıp hazırlıklar için kız evine onlardan erken gitmesi gerektiğini söyledi ve evin adresini istedi. Annesinin “Olur mu öyle şey oğlum, sen benimle dalga mı geçiyorsun!” sözlerinin arasında zorla adresi aldı. Bütün malzemelerini hazırlayarak ailesinden yarım saat önce kız evinin kapısını çaldı. Heyecanlıydı… Kapı açıldı:

- Buyrun ne istemiştiniz?
- Efendim ben bu akşam kızınızı istemeye gelecek olan ailenin oğluyum. Hazırlıklar için biraz erken geldim.
- E, peki içeri buyrun o zaman. Hoş geldin evladım.
- Hoş bulduk, teşekkür ederim.
- Aa niye zahmet ettin oğlum, hiç gerek yoktu.
- Şeyyy… O çikolata değil efendim, dizüstü bilgisayar, tören için getirdim.
- Tören mi, ne töreni?
- Anlatırım efendim. Siz önce bana istemenin yapılacağı odayı gösterin.
- Şöyle buyur o zaman evladım.
- Teşekkür ederim efendim. Eveeet odamız gayet geniş, tam istediğim gibi. Projeksiyonu şuraya koyarız. Şu koltuğun köşesinden de programı sunarım. Ses sistemini de düzgün bir şekilde yerleştirmemiz lazım tabii.
- Evladım ne oluyor Allah aşkına! Ben hiçbir anlam veremiyorum yaptıklarına…
- Efendim biraz sonra annemler gelecekler o zaman ne yaptığımı anlayacaksınız zaten.
- E, peki o zaman.
- Şunu da yerleştirdik mi her şey hazır sayılır efendim. Program başlayabilir.

- Hah bizim Bey de geldi…
- Hanım ne oluyor, bu delikanlı kim?
- Hoş geldin Bey, akşam kızımızı istemeye gelecek olan ailenin oğlu. Tören için hazırlık yapıyorum diyor; ama açıkçası ben bir şey anlamadım.
- Hoş geldin delikanlı, hoş geldin de bütün bunlar da neyin nesi!
- Hoş bulduk efendim, sağ olun. Bu dizüstü bilgisayar, bu projeksiyon aleti, bu da ses sistemi…
- Ya onu ben de görüyorum! Sen niye bunları getirdin onu söyle.
- Efendim biraz sonra ailem gelecek, onlar geldiği zaman anlarsınız.
- İyi öyle olsun bakalım.


Derken kapı çalmış, delikanlının ailesi gelmiştir. İçeri buyur edilirler. İçerde telaş içinde bir şeyler yapmaya çalışan
 delikanlıya iki taraf da bir anlam veremez. Aileler yerlerini aldıktan sonra odanın köşesinde panik halinde bekleyen delikanlı birdenbire yüksek sesle konuşmaya başlar:

- Saygıdeğer kayın baba adayım, kıymetli kaynana adayım, çok sevgili babacığım ve anneciğim. Bugün burada kutsal olan evlilik müessesesinin ilk adımını atmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Tören programını arz ediyorum.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı,
Damat Adayının Açılış Konuşması,
Tarafların “Nasılsınız?” Soruları,
Tarafların “Eee daha daha nasılsınız?” Soruları,
Damat Adayının İçkisi, Kumarı, Yaşı ve Mal Varlığı hakkında Açıklamaların Yapılması,
Kahvelerin sunulması,
İstemenin Gerçekleştirilmesi,
Kız Evinin “Naz Evi” Havasına Girmesi,
Dilek ve Temenniler
Kapanış


- Hanım ne yapıyor bu çocuk, rezil etti bizi ya!
- Ben de anlamadım ki Bey, kaş göz ediyom aldırmıyo…

- Bey bu kırık çocuğa vermeyi düşünmüyon değil mi gül gibi kızımızı?
- Kesinlikle Hanım, kesinlikle…

- Bey biz en iyisi kalkıp gidelim, oturdukça yerin dibine giriyom ben!
- Hemen Hanım, hemen! Bi daha da isteme işine bu çocuğu bulaştırmayalım…
- Şeyyy efendim biz müsadenizi istesek… Daha sonra uygun bir zamanda tekrar geliriz inşallah.

- Müsaade sizin efendim, isterseniz hiç gelmeyebilirsiniz de, zahmet etmeyin boşuna…

- Ee, biz kalkalım o zaman. Hadi oğlum gidiyoruz.
- İyi de anne ne oldu şimdi! Ben bir anlam veremedim. Yoksa programı mı beğenmediniz?
- Yürü oğlum yürü, daha fazla da konuşma artık…


KÖYÜNDELİSİ


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 390 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Son Güncelleme ( Cuma, 04 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >