Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Yakaza: Anasayfa arrow Hikaye
Hikaye
Sütlaç... Süt... Sü... PDF Yazdır E-posta
Hikaye
Pazar, 11 Mayıs 2008
Sample ImageAnne korkuyorum, dedim. Ya orada kaybolursam, ya beni kaçırırlarsa… Hem ne de uykuluydum. Ben ki bu yaşıma kadar -bu arada yaşımı söyleyeyim altı, yetmiş üç aylıkmışım okula yazılırken okulun müdürü öyle söyledi- istediği zaman kalkan, istediği zaman yatan ben, erkenden kaldırılmaya alışamadım… Çapaklı gözlerimle direnmiştim anneme, yüzümü yıkatmamak için… Düğmelerimi çekiştiryordu, bir yandan da gülerek mi konuşuyordu benle, yoksa yüzünü bazen yana çeriyordu da arada ağlıyor muydu? Uykulu uykulu anlayamadım. Ben ağlıyorum ya belki o da ağlar, gitmeyecem işte oraya gitmeyecem… Ama annem kararlı:

Yorumlar (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 162 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Pazar, 11 Mayıs 2008 )
Devamını oku...
 
Sen ve Ben BİZ Eder mi? PDF Yazdır E-posta
Hikaye
Pazar, 11 Mayıs 2008
Sample ImageKendini bir körün odasındaki lamba,salonundaki ayna gibi hissettiği günlerdi.Damarındaki bütün kanı alkole teslim edip,bedeni gibi kırış kırış olmuş nevresimini düzeltip serilivermişti yatağına.Uykuya dalmadan önce perdesini aralayıp gökyüzünü seyretmek istedi ama camın kirliliğinden havada yalancı bir sis oluşmuştu.Sahibine cömert davranmaya pek de niyeti yoktu.O an uzun zaman geçtiğini anlamıştı gidişinin ardından.Kırdığı kalplerin kırıkları batıyordu ayaklarına.Radyoda bir hüzün çalıyordu.

Yorumlar (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 142 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Pazar, 11 Mayıs 2008 )
Devamını oku...
 
SENSİZ OLMUYOR PDF Yazdır E-posta
Hikaye
Pazar, 11 Mayıs 2008
Sample ImageAdam berbat bir yerde yaşıyordu. Kırık bir sandalyesi ve öğrencilik yıllarından kalma birkaç kitabıyla sığındığı iki odalı bu köhne bodrum katında günlerini geçiriyordu. Sabahın, evi loş bir havaya bürümeye ancak yetecek az bir ışığını alan küçücük, bir yanından kırılmış penceresinin altına serdiği eski bir kilimin üzerine oturmuş bekliyordu.
“gelmeli, mutlaka gelmeli..”

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 18 | Yazdır | E-posta

Son Güncelleme ( Pazar, 11 Mayıs 2008 )
Devamını oku...
 
ANNEMİN SEVGİSİ PDF Yazdır E-posta
Hikaye
Pazar, 11 Mayıs 2008

BSample Imageaharın yeni yeni yeşeren filizleri arasında, avludaki erik ağacına bakıyorum. O kadar büyük, o kadar yüksek ki; ona ulaşmak bir hayal...

Evimiz bu erik ağacını çevreleyen avlunun içinde. Avlu, kenarlarından fışkıran otların kapladığı büyük taşlarla döşenmiş.
Heves, merak, ulaşabilme arzusu beni bu erik ağacına bağlıyor. Yeni yeni büyüyen çağlalar da ayrı bir mıknatıs. Tırmanıyorum. Aşağılarda bir şey yok gibi geliyor... uzanıyorum; tam tuttum, kopardım derken altımdaki dal çatırdıyor ve dalla birlikte taşların üzerine düşüyorum.

Yorumlar (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 180 | Yazdır | E-posta

Devamını oku...