Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Yakaza:
ATATÜRK VE ÇOCUK PDF Yazdır E-posta
Öğretmeninin anlattıklarıyla uzandı yatağına. ‘Atatürk’ demişti; ‘önderimiz, liderimiz’ demişti öğretmeni. ‘Bağımsızlık uğrunda ölüme gözü kapalı yürüyen milletine yol gösteren, aydınlık Türkiye’nin mimarı!’ demişti. Gözlerini kapamasıyla rüyalara yelken açtı çocuk.

Bulutların arasındaydı. Bembeyaz bulutlar pamuk gibiydi. Onların üstünde uzanmış gökyüzünün mavililiğine dalmıştı. Bir ışık gördü önce. Sonra bir karaltı… Işıkla karaltı arasında birisi kendisine yaklaşıyordu. Bulutların arasında toparlandı. Karaltı kendisine iyice yaklaşmıştı. Aa! Kendisine yaklaşan Ata’nın ta kendisiydi. Fotoğraftakilerden çok daha şıktı ve mavi gözleriyle, altın saçlarıyla karşısında gülümsüyordu.
Çocuk atamadı önce şaşkınlığını. Heyecandan küçük kalbi yerinden fırlayacaktı. ‘Atam!.. Atam… Sen… Ama…Ama… Olamaz ki’ dedi, şaşkınlıkla.
Ata gülümsüyordu. Mavi gözleriyle çocuğun ruhuna işliyordu. ‘Biz ne olmazları oldurduk, çocuk!’ dedi ve ekledi: ‘Seninle bir yolculuğa çıkalım mı?’ Çocuk başıyla onayladı. Ata elini çocuğun omzuna attı ve uçmaya başladılar birlikte.
Aklından öğretmeninin söyledikleri geçiyordu. Öğretmeni: ‘Atatürk, çocukları çok sever.’ demişti. Ata’ya baktı. Göz göze geldiler. Bakışlarının sıcaklığını duydu içinde. Evet! Ata kendisini sevmişti. Çocukları gerçekten çok seviyordu….
Birlikte uzun uzun uçtular. Çanakkale’nin, Gelibolu’nun üstündeydiler. Bir kızıllık kendilerini karşıladı. Birbiri ardına bombalar patlıyordu. Bir cehennemi andırıyordu Gelibolu! Öğretmeni Çanakkale savaşlarını defalarca anlatmıştı. Şimdi savaşın içindeydiler! Ata süzüldü aşağılara… Tarihi emrini verdi:
‘Ben size savaşmayı değil; ölmeyi emrediyorum!’
Mehmetçik önce yattı, yatağı toprağın üstüne; sonra atıldı ileriye! Heyecanla savaşı izliyordu. Mehmetçiğin devleştiği anı görüyordu…
İki asker dikkatini çekti. Biri diğerini kucaklamış; taşımaya çalışıyordu. Soru dolu gözlerle ataya baktı. Ata açıkladı: ‘Çanakkale Mehmetçiğin savaş kavramını yendiği yerdir. Yaralanan Anzak askerini taşıyor Mehmetçik. Birazdan ikisi de ruhunu teslim edecek. Bizler savaşçı bir milletiz. Yurdumuz rakiplerin çizmesi altında çiğnetmeyiz. Ama yam yam değiliz. Savaşırken bile muhtaç olana yardım ederiz.’ dedi.
Nusrat’ı mayın döşerken gördüler. Çanakkale’nin geçilmezliğini gördü çocuk.

Uçmaya başladılar. Mütarekenin ardından ülkenin üstündeki karabasanları gördüler. Millet yıkılmıştı. İşgal başlamıştı…
Bandırmayı seyrettiler uzun uzun… Samsunu gördüler. Kongreler birbirini izledi. Mücadele tohumları ekilmeye başlandı vatanın üstüne…
Ankara’nın üstündeydiler. Meclis binasını gördüler. ‘23 Nisan 1920. Artık söz milletin.’ dedi Ata. Çocuk sevindi. ‘Atam, sevindirdin bizi. Tüm dünya çocuklarını sevindirdin.’ dedi. Öğretmeninin sesini duydu: ‘Atatürk, çocukları çok sever!’ …
Uçmaya devam ettiler. Çocuk sormadan Ata açıkladı. ‘1923’ün 29 Ekimine gidiyoruz. Milletim giriştiği onurlu bağımsızlık mücadelesini kazandı. Genç Türkiye kuruldu. Cumhuriyeti ilan edeceğiz.’ dedi. Ata cumhurbaşkanı seçildi. Çocuk sevindi. Meclis kürsüsünden Ata gülümsedi. Göz kırptı çocuğa. Gülümsedi çocuk!..
Yenilikler birbirini kovaladı. Savaşlarda yanmış yıkılmış ülkenin imarı başladı. Geri kalınmasına neden olan her şey silindi. Sökülüp atıldı. Çağdaş ülkeler seviyesinin üstüne çıkmaya çalışmanın heyecanı sardı tüm milleti.

Eline tebeşir aldı Ata. Yeni alfabenin kabulüyle halkı için öğretmen oldu. İlk öğrencisi çocuk oldu. Çocuk sevindi…
On yıl geçiverdi bir anda. 29 ekim 1933 günü baktılar gökyüzünden Ankara’ya. Hınca hınç doluydu sokaklar. Bayraklar süslemişti dört bir yanı. ‘Atam neler oluyor?’ diye sordu çocuk. Ata yanıt verdi: ‘Cumhuriyeti kutluyoruz. Birazdan onuncu yılımız için nutkumu dinleyeceksin.’ Kürsüden görününce Ata; halk coştu, kalabalık dalgalandı. Halk dinledi Ata’yı; çocuk dinledi.
Uçmaya başladılar yine. ‘Atam, gidelim mi benim yaşadığım zamana, yirminci asrın sonlarına?’ diye sordu. Ata yüzündeki her zamanki gülümseme ile yanıt verdi: ‘Olur, çocuk! Zaten dünyanın en güçlü devleti biziz değil mi?’
Çocuk başını önüne eğdi.
İMF’yi gördüler önce. Canım ülkesinin; Dünya Bankası’na, Avrupa’ya olan borçlarını fark ettiler.
Sokaklara indiler. Ata kızdı. ‘Çocuk; burası benim ülkem mi? Türkiye’m mi? Niye tüm tabelalar yabancı? Türkçemize ne oldu? Hem nedir bu tüketim çılgınlığı? Niye biz üretmiyoruz? Uğrunda binlerce can verilen ülkemin hali nedir böyle?’ dedi. Çocuk başını önüne eğdi… Ata devam etti: ‘Her yere heykellerimi dikmişsiniz. Fikirlerim nerede? Okuyan, üreten, o çok güvendiğim, gençlik nerede? Fikirlerimi yaşatmanızı, çalışkan olmanızı, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmanızı istedim. Bu ne hal çocuk?’ dedi. Çocuk başını önüne eğdi…
Bakamıyordu Ata’sının yüzüne. Utangaç utangaç, kesik kesik konuştu: ‘Atam, sana söz. Ben çok çalışacağım. Üreten, çalışan bir birey olacağım ve üreten çok çalışan nesiller yetiştireceğim.’
Ata gülümsedi. Göz göze geldiler… Çocuk gülümsedi.
Gökyüzünde üşüdüklerini hissettiler. ‘Kasım rüzgarları beni çağırıyor. Sözünü sakın unutma çocuk!’ dedi Ata. 1938 yılına döndüler bir anda. On kasım sabahına döndüler. Saatine baktığında akreple yelkovan inatla 9.05’i gösteriyordu. Ata gitti. Kasım rüzgarlarıyla gitti… ağladı çocuk…. Milyonlar ağladı…
Uyandı….
Söz vermişti Ata’sına!
Çok çalışacaktı!
Ve çok çalıştı çocuk!
Öğretmen oldu çocuk!
Ayvacık’a atandı çocuk!
Çalışan üreten nesiller yetiştirme telaşına düştü çocuk!
Ve bir kasım sabahında, yüreğindeki derin hüzünle seneler evvelki bir rüyasını yazdı çocuk!

Bünyamin ÖZBAKIR


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 398 | Yazdır | E-posta

  Yorumlar (1)
RSS yorumları
Yazan Cucuk, 02-12-2007 11:33
Uyandı…. 
Söz vermişti Ata’sına! 
Çok çalışacaktı!  
Ve çok çalıştı çocuk! 
Öğretmen oldu çocuk! 
Ayvacık’a atandı çocuk!  
Çalışan üreten nesiller yetiştirme telaşına düştü çocuk! 
Ve bir kasım sabahında, yüreğindeki derin hüzünle seneler evvelki bir rüyasını yazdı çocuk! 
 
Türkiye üzerinde Atasına söz vermiş nice çocuklar olduğunu bilmek beni memnun etti. Harika bir öykü

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >