|
Biliyorum... Binlerce şair bu soruyu sordu kendine. Yangınlar dolusu kağıtlar buruşturulup atıldı çöp tenekelerine. Hepsi de bu kuyuyu kazmaya çalıştı kendince. Kimi yaklaştı şiire; yaklaştığını sandı kimisi de...
Şiir nedir? Kalemimin korktuğunu duyuyorum işte! Kağıdımın çöp tenekesine olan uzaklığını hesapladığını... Bütün korkularımı asıp darağacına soruyorum kendime: 'Nedir şiir?'. O ki, derme çatma suratlarımızdan taşan paslı duygularımızın aynası. İçimizdeki denizlerin asi tayfası. O ki isyan, yalvarış ya da düzmece. İnsanın sıratıdır belki, ipince... Belki de mucize... Şiir varoluşun içinde kaybolmaktır beyninde alev alev yanan meşalelerle.Yangından sakladığımız arka odalarımızdır. Benliğimizin en sık delikli süzgecidir o. İmgesi yer altında saklı düşlerimizdir kırık dökük masalardan artan. Beynimizin yastığa olan uzaklığı ya da yakınlığı kadar ürpermeli yanımızdır, korkak... Şiir, ateşböceklerinin kanadıdır yıldızlardan yansıyan... Şiir, ağustos böceklerinin dansıdır... Şiir; aşktır, borandır, hayaldir, özlemdir... Şiir, yalandır. Ve bütün yalanları bahçedeki çamaşır ipine mandallayıp gidiştir. Şiir, sadece düştür... Mülteci bir trenin herhangi bir vagonunda ya da uzak bir kentin numarasız peronunda önceye yakılan ağıttır zamanın bedenimizde bıraktığı tortuya karışan. Şiir, posadır çocukluğumuzdan sıkılan. Soyut anlam kargaşalarında terk edilişlerimizin denklemidir yakıcı kumların üzerine yazılan... Şiir, gurbete vuslat; sılaya hasrettir... Şiir, sadece sevmektir. Ve şiir, emektir... İki ile ikiyi çarpmadan birbirine toplayıp ikisini de farkı görmektir. Şiir, uçan halıları katlayıp kuş tüyüne binmektir. Duyuyorum... "Elde var hüzün " diyor Attila İlhan. "Hiçbir şey yoktu şiirden önce ve şiir insanları yarattı." diye fısıldıyor Bülent Özcan. Serçeler iğde çiçeklerinin kavruk gözlerine vurulmuş. Gül bülbül hikâyesi çoktan unutulmuş... Şiir hüzünmüş, şiir yaratılış. Kendi tanımının sonuna bastırılan noktaymış sonraki cümleyi özgür bırakan. Şiir barışmış: kurcalı kafamızın dehlizlerini dolduran. Çocukları alıp sana geldim ey şiir! Boyasız yüzümüze cilalarını ver. Müslüm DANAOĞLU Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 188 | Yazdır | E-posta
Yazan ismet k., 15-12-2007 20:16 Şiirin tanımını bir de böyle gördük Müslüm kardeş. Eyvallah, bir şeyler öğrendik, tattık şiir sofranızdan... |
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |