|
HAYATA BİR İTİRAF: Seç(e)me(me)k |
|
|
|
|
Salı, 04 Mart 2008 |
Küçük seçimler dışında hiç seçme şansım olmadı hayatta. Annemi ben seçmedim mesela. Doğduğumda kokusundan tanıdım fıtratım gereği. Babamı da öyle. Görerek, dokunarak, aşina olarak tanıdım. O yüzden ilk sözcük olarak babayı kullanışım.
Büyüdüm sonra, arkadaşlar seçtim; doğarken seçemediğim coğrafyada. Basit seçimlerdi gerçi ama ilk oldukları için önemliydi. Pek fazla oyuncağım olmadı o dağ köylerinde. Işıklı vitrinlerden küçük parmaklarımla seçemedim yani benim için büyük olan oyuncakları. Ve okul! Herkesin gerçeği gibi benim de karşımdaydı. Başka şansım yoktu. Başka bir hayat seçimi olmadığı için. Öğretmenlerimi hiç seçemedim yıllar boyunca. Eylül zamanlarında tanıştık hepsiyle de. Kimisi çok sevdi beni kimisi üzdü; ama ben ayırmadım, sevdim hepsini. Bayram zamanları elbise alışlarımız vardı bir de. Hep babam seçerdi benim için, bayramda benim giyeceğim elbiseleri. Lise yıllarında bölüm seçmem gerekti. Kendim için bir şey seçecektim, bu benim için önemliydi. “Sözel” dedim sınıf öğretmenime. Seçmiştim ve kendi kararımı vermenin hazzını tatmıştım. Neden sonra baktım ki kaydım “Türkçe-Matematik” e yapılmış. Sağ olsun babam benim için daha iyisini seçmiş! Lise de bitti, ben de herkes gibi iyi bir gelecek uğruna girmem gereken sınava girdim. Sonuçlar gelince tamamen kendi irademle “Sınıf Öğretmenliği” ni seçtim. Bu da önemliydi benim için; çünkü kendime bir meslek, bir gelecek seçmiştim. Formları teslim etmeye gidince okul müdürümüzün gülen yüzünün ardındaki dayatmayla “Türkçe Öğretmenliği” ni seçtim. Aslında gene seçememiştim! Hep birileri karar veriyordu benim adıma. Öyleyse ben kimdim! Neden kendime dair bir şeylere karar verme yeteneğine sahip değildim ve nereye kadar bu şekilde devam edecektim... Üniversitede dört yıl boyunca “Seçmeli Dersler” adı altında mecburen almak zorunda olduğum dersleri okuduktan sonra, yine atanabilmem için mecburen girmem gereken “KPSS” ye girdim. Sonuçlar geldiğinde tek tercih seçeneği vardı: “Samsun” dedim. “Ben Samsun’a gitmeliyim. Orada devam etmeliyim.” Tam bu sefer bir şeyleri gerçekten seçtiğimi düşünmüştüm ki hayır gene olmadı. Başka bir il çıktı karşıma. Okul müdürü ya da babam değildi bu sefer benim adıma karar veren. Bilgisayardı! Bense dağa küsen tavşan gibiydim. Kırıldığımdan bilgisayarın hiç haberi olmadı. Gittim, bilgisayarın benim adıma seçtiği ile. Çalışıyorum da hâlâ. Belki de alıştım içten içe bu yabancı olduğum kültüre... Yaşam kavgası seçmek isteyip de seçememek arasında hep sürdü. Ve bu amansız mücadelede galip hep seçememek oldu. Peki hayat bu kadar mı kötü? Değil sevgili, değil… Çünkü seni ben seçtim; evet tamamen kendim! Ve sen koca bir ömre bedelsin... Nakarat: “Sisli bir maziden uzakta, yalnızca sana yakın, Gönlümün dalgalarında sevgim kalsın; Bitmeyen rüyalarımda hep sen varsın…” KÖYÜNDELİSİ Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 272 | Yazdır | E-posta
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 04 Nisan 2008 )
|