Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Yakaza: Anasayfa arrow Deneme arrow AŞK SİLSİLESİ
AŞK SİLSİLESİ PDF Yazdır E-posta
Cuma, 04 Nisan 2008
Karanlığındaydı odanın adam. Yüreğinde hissediyordu karanlığın soğukluğunu kadın. Çevrelerine bakmaktaydılar. Bir kör kadar duyarsızlardı çevrelerine kadın ve adam, sadece duyabiliyorlardı. Neydi onları kör eden herkese ve her şeye karşı? Adamı kör eden kadının zarafeti olabilir miydi? Kadın ise beğenilmenin dayanılmazlığında mıydı yoksa? Aşk dediğimiz dipsiz kuyuya iki genç taş daha mı atılacaktı hiçbir dilek tutulmadan, tutulsa da asla gerçekleşmeyeceğinden emin olunarak dileğin.

Kadın üşümekteydi, ama anlam verememekteydi bu üşüme ve ürpertiye. Üşüdükçe korkmaktaydı kadın anlam veremeden. Korktukça daha çok üşüyordu ve üşüdükçe daha çok yaklaşıyordu; göremediği, sadece hissettiği bilinmeze. Adam karanlıktaydı ve hala korkuyordu o amansızlıktan. Korkaklaştırılmış mıydı adam yoksa…
Nefes aldı adam ve kadın birdenbire, üşümelerini ve korkmalarını bırakarak bir kenara gizlice. Bağırmalılardı avazları çıktığı kadar ve yardım istemeleri gerekmekteydi bir an önce. Önce denedi adamdan habersiz olan kadın ama… Çıkmamıştı sesi. Eyvah yine gelmekteydi üşüme ve korku. Hiç çıkmayacak mıydı bundan sonra sesi, göremeyecek miydi artık. Adam denedi bağırmayı derin bir nefesten sonra. Olmamıştı, olmayacaktı. Korkuyordu adam. Kadının düşüncelerinden haberi olmayan adam da düşünmüştü aynı şeyleri kadınla beraber.
Neden sonra kadının ve adamın gözlerinden birer parlak damla yaş düştü yanaklarına. Kadın gördü önce o parıltıyı inanamayarak. Heyecanla baktı çevresine kadın, görebiliyordu ama karanlıktı yine çevresi. Korkarak, korktukça üşüyerek, üşüdükçe daha da çok korkarak baktı yine parıltıya kadın. Evet oradaydı ve duruyordu. Hareket etti kadın yavaş yavaş. Adam bir şeyler olduğunun farkındaydı ve beklemekteydi sessizce. İnanamadı. Bir parıltı vardı ilerde ve yaklaşmaktaydı ona. Görüyorum diye haykırmak istedi pervazsızca. Yine yoktu sesi ama. O da baktı çevresine sadece karanlık vardı. Üzüldü birden adam sessizce ya da sessizleştirilerek. Korktu bir daha o parıltıyı görememekten adam. Korkarak, üzülerek, heyecanlanarak, üşüyerek, endişelenerek baktı parıltıya doğru. İşte dedi içinden işte durmakta orada ve hatta yaklaşmakta bana. Hareket etti adam usul usul kendine yaklaşan parıltıya. İki ışık huzmesi kavuşmuştu birbirine. Eline dokundu adam kadının, kadın uzattı adama elini. Üşümüyordu artık kadın, korkmuyordu artık adam. Sarıldı kadın adama, adam da kadına. Cesaretlenmişti artık adam, ısınmıştı artık kadın. Cesaretli adam konuşmak istedi aniden. Derin bir nefes aldı yavaş yavaş. Tek bir hece çıkabildi ağzından usulca. “AŞK” Anlıyordu adam ve kadın neden bu hale düştüklerini ve nerede olduklarını.
İşte zamanıydı artık ve gecikmemişti gerçekten de… Gelen o amansız şey. Yer yarıldı yavaş yavaş acele etmeden. İndi kadın ve adam yarılan yerden çıkan o dipsiz kuyuya doğru usul usul.
İşte gidiyordu iki genç taş kuyuya doğru hiçbir dilek tutulmadan, tutulsa da asla gerçekleşmeyeceğinden emin olunarak dileğin. Dipteydi adam ve kadın. Sarılmışlardı birbirlerine sımsıkı. Umurlarında değildi hayatın ışıkları, onların ışıkları karşılarındaydı. Artık üşümüyordu kadın ve korkmuyordu adam.

 

SELİMM


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 122 | Yazdır | E-posta

  Yorumlar (1)
RSS yorumları
Yazan altes, 04-05-2008 18:15
Adamı kör eden kadının zarafeti olabilir miydi? Kadın ise beğenilmenin dayanılmazlığında mıydı yoksa?  
 
Aşk böyle başlıyor, değil mi?? Ne güzel anlatmışsınız, aşka düşmüşler her ikisi de..

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Son Güncelleme ( Cumartesi, 10 Mayıs 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >